bodrum eskort silifke escort pozcu escort mut escort mezitli escort kızkalesi escort
Enflasyon ve Savaş Gölgesinde Gıda ve Petrol Krizi - Para Piyasası
  • ALTIN (TL/GR)
    1.067,86
    % 0,74
  • AMERIKAN DOLARI
    18,6360
    % 0,00
  • € EURO
    19,5028
    % 0,47
  • £ POUND
    22,5942
    % 0,48
  • ¥ YUAN
    2,6394
    % 0,43
  • РУБ RUBLE
    0,3060
    % 0,16
  • BITCOIN/TL
    319602,137
    % 1,65
  • BIST 100
    %

istanbul escort şişli escort antalya escort fatih escort taksim escort halkalı escort avcılar escort bursa escort beylikdüzü escort kadıköy escort mecidiyeköy escort izmir escort ataşehir escort ümraniye escort sefaköy escort beşiktaş escort zeytinburnu escort esenyurt escort nişantaşı escort ikitelli escort şirinevler escort bahçelievler escort küçükçekmece escort escort bayan bağcılar escort başakşehir escort bahçeşehir escort

Enflasyon ve Savaş Gölgesinde Gıda ve Petrol Krizi

Enflasyon ve Savaş Gölgesinde Gıda ve Petrol Krizi

2018: Origins

Ben her şeyi 2018’le başlatıyorum. Her şeyi derken ekonomi alanında kötü gidişatı.

Ondan önce de çok iyi durumda değildik ancak ülkeyi ve bilhassa gündelik hayatı etkileyen bazı göstergeler kontrol altındaydı.

Belki on defa yazdım: 2018’in ilk işlem günü Dolar/TL 3,52 idi. (Ben de okuyunca vay be dedim) Makro ekonomik verilerdeki süratli bozulmaya yurt içi ve yurt dışı politika alanındaki yanlış kararlar da eklenince başta kur, sonra da etkilediği her alan (neredeyse tüm ekonomi) kötü etkilendi.

Defalarca yazıldı, çizildi. Durum kötü. Ancak bu durum yeni değil zira yıllardır pek çok uzman bu konuda uyarılar yapıyordu ancak son dönemde ne olduysa oldu ve herkesin gündemi ekonomi.

Peki Ne Oldu?

Finans piyasaları dünyadaki çoğu gelişmeyi en hızlı ve önce fiyatlar. Çünkü bir yerlerde 24 saat açık bir piyasa mutlaka var. Kriptopara piyasası hafta sonu dahi açık, dolayısıyla her gelişmeye tepki verecek bir piyasa mutlaka izlenebiliyor. 2018’den beri olan da bozulmaya başlayan durumun önce kur ve borsa tarafından fiyatlanması idi. Nitekim sadece dolara karşı değil, TL tüm para birimlerine karşı o tarihten beri sürekli ve sert şekilde değer kaybediyor. Hatırlayanlar olacaktır, Borsa  İstanbul 2018-2020 arası kayda değer hiçbir hareket yapmadı. Yataylığın gözüne vurdu.

Son dönemde olan ise bozulmanın boyut değiştirmesi. Yani TL’nin değer kaybı, yabancı yatırımcının yıllardır piyasamıza mesafeli olması (güncel yabancı takas oranı %37) ve kaynakların verimli kullanılamaması öyle boyutlara geldi ki hasar geç de olsa günlük hayatı doğrudan etkileyen bir hale ulaştı.

Bir örnek: FED’in 12 kat büyüttüğü bilançosunu küçültmek için yaptığı ilk açıklamaları ile 2018 yılında aslında durumun iyi olmadığının farkına varılmaya başlanmıştı. Ben de yazılarımda (isteyen arşivden bulabilir) bu duruma pek çok hocamız gibi işaret ediyordum. Kurun hareketi ve küresel durumun değişmeye başlaması, büyüme verilerine yansımaya başlamıştı.

Yetiş KGF

Ancak çözüm basitti: Kredi garanti fonu adı alında para basılıp şirketler desteklendi, bu uygulama pandemi sürecinde de genel olarak kredi olarak devam etti. (Bu arada doğrudan destek anlamında dünyada milli gelire oranla en düşük yardım yapan ülke olduğumuzu belirteyim. Çünkü bizim yardımlar kredi şeklinde.) Hatta geçtiğimiz aylarda KGF’nin tekrar kullanılacağı ilan edildi.

Ekonomide her hareketin bir sonucu vardır, tıpkı hayat gibi. Bu dağıtılan yardımlar ya da pandemi zamanı herkes ev alsın diye verilen ucuz krediler şu an yüksek enflasyon olarak geri dönüyor. Tek sebebi tabii ki bu değil ancak ülkede emisyon miktarına bakınca etkisini görüyorsunuz. Temel ekonomi: Bir şey çoksa, ucuzdur.

Yukarıdaki örneği verme amacım basit. Kök sorunlara inmeden, günlük ve moda tabirle palyatif çözümler üretmek kök sorunun büyümesine alan açar. Şu an 5 birim maliyetle çözebileceğiniz sorunu yarın 10 birim maliyetle çözmek zorunda kalırsınız. Tabii çözmek isterseniz.

Peki Şimdi?

Dolar 2021 yıl sonuna doğru günde 1 lira artmaya başladı. Tarihte benzer örnekleri olan ancak sürdürülebilirliği sorunlu kur koruma mevduat uygulaması ile kurun köpüğü alındı. Ancak ne pahasına? Hazine’ye, yani vergilerimizden hesap sahiplerine dolardaki artış kadar ödeme yapmak pahasına.

3 aydır TL tüm para birimlerine karşı değer kaybetmeye devam ediyor. Sadece daha yavaş.

Üzerine tarım ithalatımızın ana merkezlerinden Ukrayna ile tarım ihracatımızın önemli aktörlerinden Rusya arasında savaş baş gösterince zaten zor durumda olan reel piyasa çareyi zam yağmurunda buldu.

Bitmedi. Harekatın başladığı 25 Şubat’ta 65 dolar olan 1 varil brent petrol, bu satılar yazılırken 121 dolardı. 9 Mart’ta 140 doları gördü. Kur da geçen seneye göre %100 yükseldiğinden batmamak için üretici ya da tedarikçilerin tek çaresi fiyatları arttırmak. (Daha çok enflasyon) 8 TL olan benzinlin litresi neredeyse 20 lira.

Bitmedi. Demir, alüminyum, çimento, çelik, Avrupa’da doğal gaz, buğday, pamuk, yağ fiyatları savaş nedeniyle tarihî rekorlara koşuyorlar. Zira Rusya önemli bir emtia ihracatçısı. Ukrayna tahıl deposu.

Kırılgan 5’liden Geriye Bir Biz Kaldık

Yıllardır yaşayıp görüyoruz. Uluslararası arenada yaşanan, doğrudan ilgimiz olsun/olmasın her krizden çok sert etkileniyoruz. Çünkü yüksek maliyetli palyatif çözümlerle sorunların üzerini örtüyoruz. Ancak sorunlar o kadar büyük ki en ufak sarsıntıda ortaya çıkıveriyorlar.

Sorunun adı yıl sonunda dolardı. Dün ayçiçek yağı ya da mazot. Bugün et ürünlerine gelen %48 zam. Oysa karar alıcılar, dolar buraya neden ve nasıl geldi, bu ülke neden eti ithal eder hale geldi, 10 yıllık tahvil faizi neden %28 oldu, biz 10 sene sonrasını dahi neden ipotek altına alıyoruz diye sormuyor, daha da önemlisi nasıl çözeriz’i düşünen yok.

Sorunları halının altına süpürdüğümüz müddetçe yığın büyüyecek. Ve her artçıyı evimizi yıkan bir deprem gibi hissetmeye devam edeceğiz.

YORUMLAR YAZ