bodrum eskort silifke escort pozcu escort mut escort mezitli escort kızkalesi escort
Slumpflasyon Nedir? Mümkünse Nasıl Çıkılır? - Para Piyasası
  • ALTIN (TL/GR)
    1.067,90
    % 0,74
  • AMERIKAN DOLARI
    18,6286
    % -0,03
  • € EURO
    19,4820
    % 0,36
  • £ POUND
    22,5737
    % 0,40
  • ¥ YUAN
    2,6368
    % 0,33
  • РУБ RUBLE
    0,3059
    % 0,12
  • BITCOIN/TL
    319134,424
    % 1,51
  • BIST 100
    %

istanbul escort şişli escort antalya escort fatih escort taksim escort halkalı escort avcılar escort bursa escort beylikdüzü escort kadıköy escort mecidiyeköy escort izmir escort ataşehir escort ümraniye escort sefaköy escort beşiktaş escort zeytinburnu escort esenyurt escort nişantaşı escort ikitelli escort şirinevler escort bahçelievler escort küçükçekmece escort escort bayan bağcılar escort başakşehir escort bahçeşehir escort

Slumpflasyon Nedir? Mümkünse Nasıl Çıkılır?

Türkiye, 2018 yılının son çeyreğindeki ortalama yüzde 22,4 enflasyon ve yüzde 3 küçülmeyle birlikte teknik anlamda slumpflasyona girmiş bulunuyor. 

 

Para Takipçisi olarak önce işin abece‘sini anlatalım.

 

Slumpflasyon, İngilizce “slump + inflation” kelimelerinin birleşimiyle oluşturuluyor.

 

Slump: küçülme, büzüşme, ani düşüş; inflation da bu topraklarda yaşayan herkesin bildiği üzere enflasyon demek.

 

Yani küçülen ve enflasyon yaşanan bir ekonomiyi tanımlamak için kullanılır.

 

Benzer bir kelime olan stagflasyonu da durgunluk, büyüyememe hâli ile enflasyon olan ekonomileri tanımlamak için kullanıyorduk.

 

İngilizce, dilimize göre çok daha kullanışlı ve kapsamlı bir dil olduğundan bu kelime birleştirmeleri ile değişen durumlara göre kelime icat etmek çok daha kolay.

 

Şimdi sıra geldi teşhisi koymaya…

 

Sayın Ümit Akçay geçtiğimiz günlerde “İktisatçılar arasında yüksek enflasyon yaşanıyor, ama herkes aynı şeyi söylüyor.” minvalinde çok haklı bir serzenişte bulunmuştu. Maalesef çoğalmak, kaçınılmaz olarak kalite düşüşünü beraberinde getirir. Hocanın sözlerine katılmamak elde değil. Biz de üzerimize düşeni yapıp kendi tarzımızda sorunu ortaya koyalım…

 

Sonra da dilimiz döndüğünce çözüm yolu aramaya çalışalım. (Çözüm mü, hadi hayırlısı…)

 

Öncelikle ekonomideki majör değişimler yaşandığında ortaya çıkan her duruma ayrı kelime bulmak zorunda değiliz. Bulan bulmuş. 

 

Türkiye’nin içinde bulunduğu durum ise ayan beyan ortada artık, gereken yapılmadığından, gemideki delikler kapatılmadığından, su almaya devam ediyoruz, hepsi bu.

 

Ne de olsa sokaktaki adama “Kebapflasyon’dayız, batıyoruz.” deseniz de fark etmeyecek. Vatandaş yavaş yavaş da olsa “Markette 200 lira harcamadan dönemiyoruz” demeye başladı son 6 aydır. Canı daha da yanmadan uyansa artık diye bekliyoruz.

 

Richter ölçeğinde 6-7’lik deprem diyebileceğimiz stagflasyondan sonra ayakta kalanlarımıza 7-8’lik bir sarsıntı daha yaşatacak slumpflasyon. Çünkü bu terim, enflasyon değişkeni sabit kalmak üzere durgun ekonominin küçülme durumuna geçmesini gösteriyor. Dibe daha da batıyoruz kısaca…

 

 

Hem enflasyon yüksek; mal ve hizmetlerin fiyatlarında sürekli bir artış söz konusu hem de milli gelir daha az artış kaydediyor. Hatta 2018 son çeyreğinde fakirleştiğimizi öğreniyoruz.

 

Enflasyon hâlâ yüzde 20’nin üzerinde, yüksek enflasyon bölgesinde

 

Gelişmekte olan (bana göre ‘henüz gelişememiş’ demek daha doğru) ekonomilerde yüzde 5 asgari büyüme rakamı olarak kabul edildiğinden yıllık yüzde 2,6’lık büyüme olması gerekenden çok uzak. Üstüne bir de yüksek enflasyon…

 

Seneye 10 kilo alması ve 10 santim uzaması gereken bir çocuğun 5 kilo alıp 5 santim uzadığını düşünün, öte yandan çocuğun şeker 300 çıkıyor. Koşarak doktora gidersiniz. Peki biz kime gidelim?

 

“Ha stagflasyon, ha slumpflasyon, aynı şeyin laciverti” diyenlere kötü haber…

 

Slumpflasyonda  yönetim, bir yandan enflasyonu düşürmeye uğraşırken bir yandan ekonominin küçülmesini önce durdurmaya, yani stagflasyona geçmeye çalışır. Yani bundan sonra stagflasyon kelimesini mumla arayacağız. Bu kelimeyi duyan bundan sonra bayram etsin.

 

İşletmelere verilen kredilerin yüzdelik değişimi, yüzde 40’lara varan küçülme demek, ‘büyümeyi unut’ demek.

 

Yönetimin sonraki adımı da sıfıra yaklaşmış büyümeyi artıya döndürmeye yönelik bir ekonomi politikası uygulamak olmalı. Normal bir yönetimin tabii…

 

Yazması, yapmasından kolay. Çünkü bir yandan hükümetin; para arzını, kamu harcamalarını kısmaya (hem de seçim zamanı!), vatandaşı da tasarrufa yöneltmeye böylece enflasyonu düşürmeye çalışırken öte yandan yatırım yani harcama yapıp büyüme kaydetmesi gerekiyor.

 

Devletin ve bireylerin daha az harcaması demek, daha az talep demek.

 

Bireysel kredilerde küçülme türlü kampanyalara rağmen yüzde 80’lere varmış. Vatandaş harcama yapmıyor.

 

Bu yüzden talepten nemalanan arz sahipleri; yani işletmeciler, devletin kendisi, şirket sahipleri, azalan taleple baş edebilmek için promosyonlar yapıp son ve en etkili çare olarak işçi çıkarırken ya da daha kötüsü batarken, dolayısıyla işsizlik artarken, devlet istihdam yaratıp yeni iş sahaları açmalı ve büyüme sağlamalı. 

 

Evet, birbiriyle çelişen bir sürü önlem almalı devlet, doğru. Bir insan ya da bir ekip için çok zorlu kararlar, o da kabul.

 

Ama devlet dediğimiz müesseseyi böyle zamanlarda böyle kararlar alabilsin diye kurduk.

 

Teşhisi koyduk, acı reçeteyi kabul etme zamanı geldi; borcu yüklenme ve paylaşma zamanı geldi de geçiyor. Geçtikçe de borç artmaya devam ediyor. 

 

Sizden sürekli aidat isteyen ve sonunda batan bir kooperatiften daha kötüsü, batmayan ve sizden ölene kadar aidat isteyen bir kooperatiftir

 

Stagflasyon ya da slumpflasyon, adına ne derseniz deyin, köklü değişimleri erteleyip popülist söylemlere devam ettiğimiz, seçim ekonomisini sürdürüp tüketim toplumu olmaya devam ettiğimiz sürece işler daha da kötüye gidecek. Ama Para Takipçisi’nin duruşu ve söyledikleri hiç değişmeyecek.

 

Size bir terim daha söyleyeyim, aklınızda bulunsun: Depresyon.

 

“Bunu biliyorum.” dediğinizi duyar gibiyim. Evet, sevgilinizden ayrıldığınızda kısa bir süre beyninizdeki “windows” doğru şekilde başlatılamamış olabilir, çok kötü günler geçirmiş de olabilirsiniz.

 

Ama burada kastettiğimiz depresyon durumu biraz farklı. Devlet sevgilisinden ayrılan birine benzemez, başı sıkıştığında gidip yardım isteyebileceği dostları ya da ebeveynleri yoktur. İlk aklına gelen kaynak, vatandaştır.

 

Öte yandan psikoloji bilimindeki depresyon ile ekonomi bilimindeki depresyon sebep ve sonuçlar itibarıyla çok benzeşir. Söz gelimi her ikisi büyük bir travmanın sonucudur ve sonuç olarak ya bu travmayı atlatır ya da…

 

Orasını yazmasak da olur.

 

Umarım bunu da anlatmak zorunda kalmayız. 

 

 

Daha kötüsü de var, rahat olun.

 

YORUMLAR YAZ