• ALTIN (TL/GR)
    972,05
    % 0,96
  • AMERIKAN DOLARI
    18,4914
    % 0,06
  • € EURO
    17,8264
    % 0,47
  • £ POUND
    19,9785
    % 1,04
  • ¥ YUAN
    2,5766
    % -0,24
  • РУБ RUBLE
    0,3163
    % 0,15
  • BITCOIN/TL
    373184,738
    % 5,78
  • BIST 100
    %

istanbul escort şişli escort antalya escort fatih escort taksim escort halkalı escort avcılar escort bursa escort beylikdüzü escort kadıköy escort mecidiyeköy escort izmir escort ataşehir escort ümraniye escort sefaköy escort beşiktaş escort zeytinburnu escort esenyurt escort nişantaşı escort ikitelli escort şirinevler escort bahçelievler escort küçükçekmece escort escort bayan bağcılar escort başakşehir escort bahçeşehir escort

Licorice Pizza Film İncelemesi- 26 Şubat 2022

Licorice Pizza Film İncelemesi- 26 Şubat 2022

3 Oscar Adaylığı

Soğuk savaş günlerinde içimizi ısıtacak bir film.

Çok konuşulan Licorice Pizza’yı izledim.

70’lerin ABD’sinde ön planda iki gencin saf ve inişli çıkışlı ilişkisini anlatırken arka planda o dönemin önemli olaylarına değiniyor. Bu açıdan Forrest Gump’ı hatırlatıyor.

Sinema gediklileri, yönetmen ve senaristimiz Paul Thomas Anderson’ı, Manolya (1999), There Will Be Blood (2007) ve The Phantom Thread (2017) gibi bol ödüllü filmlerle hatırlayacaklardır. Yönetmen filmlerinde genel hatlarıyla mükemmel olmayan insanların mükemmel olmayan hayatları anlatılır, ailenin pek çok insan için nasıl baskıcı bir unsur olduğundan dem vurur. 

Açıkçası filmin ilk yarım saati zihnime hücum eden cümleler benzerdi: Mükemmel olmayan, saf bir aşk hikâyesi. Sancılı bir büyüme hikâyesi.

Bizim Mahalle Filmi

Anderson’ın ve daha birçok ünlünün hayatlarının önemli bir kısmını geçirdikleri Los Angeles’ın San Fernando Vadisi isimli bir bölgesi var. Anderson, filmde esinlenilen karakterlere gerçekten ulaşmış, izinlerini almış. Kendini bir anlamda merkeze koyarak kişisel hikâyelerden ve anılardan bir karışım yapmış ve tadım için tabağımıza sunmuş. Çok kişisel ve sıcak bir hikâye olmasının nedenlerinden biri de bu. 

Böyle ünlü filmler izlemeden önce pek bir şey okuyup araştırmam. Ne var ki film ilerledikçe gözüme öyle oyuncular ilişti ki “Bu kadroyu nasıl toplamış?” diye bir bakayım dedim. Sonuç: Yönetmen, hayat arkadaşı ve komşuları dâhil Vadi’nin hayatlarında iz bıraktığı neredeyse herkese küçük de olsa roller vermiş. Başroldeki kızımız ve ailesi (gerçek ailesi, isimleri bile aynı) de P. Anderson’ın dostları. Üç kız kardeşin bir de müzik grubu var:  Haim. (Soy isimleri)  

Filmde Steven Spielberg’ün kızı da oynuyor, DiCaprio’nun babası da; bu arada kendisi Vadi’de o dönemde tanınan isimlerden biri. Filmi ithaf ettikleri isimlerden biri yine Robert Downey Jr.’ın babası R.D. Sr.

Leo’nun anne ve babası. Hem kime benzediği açık hem de “filmde babası hangisi” demenize gerek kalmayacak

Devam edelim: Ekipte Sean Penn de var, Bradley Cooper da; hem çok uçarı/başarılı tiplerde. Bir daha “Streisand”i asla doğru söyleyemeyeceksiniz. Filmin başrollerinden biri ölümüyle hepimizi yasa boğan P.S. Hoffman’ın oğlu; diğer cast adayları çok tipik eğitimlerden geçtiklerinden, dolayısıyla benzer oyunculuk sergilediklerinden Cooper Hoffman rahat ve farklı oyunculuğu ile ipi göğüslemiş, başrolü kapmış. Yine de 15 yaşındaki bir karaktere göre biraz iri durduğunu belirtelim. Umarız Anderson, yeni Daniel Day Lewis’ini bulmuştur. 

Meyan Köklü Pizza?

Film adını meyan anlamına gelen Licorice’dan ve pizza’dan alıyor; Licorice pizza o dönem gençlerin uğrak yeri, bir plak dükkânı. Kayıtların dinlenebildiği bir anlamda bir sosyalleşme yeri. Burada dinlenen plakların rengi de koyuya yakın meyan (likoris) renginde ve ortalama bir pizza büyüklüğünde (12 inç) oluyor. Bu plaklar hem mekâna hem de filmimize adını veriyor ama bu ayrıntı filmde geçmiyor.

Bu anlamda bize uzak gelse de hippi ruhu, sabaha kadar devam eden partiler, içilen esrar sigaraları, girişimcilik ruhu gibi o döneme has tonlar hâkim filme. Renk paleti bile o dönemi hatırlatıyor. Forrest Gump (FG) benzerliği bu anlamda da dikkat çekici. Zira ifade ettiğim gibi film, sadece dönemi ön plana çıkaran teknik dokunuşlar yapmakla kalmıyor. 1973 Petrol Ambargosu, Vietnam sonrası travmalar, gazetelerdeki cinsel içerikli reklamlar, toplumun farklı tonlarla ilk sınavları gibi (ilk eş cinsel belediye başkan adaylarından Wachs’ın seçim sürecindeki sıkıntıları) ülke tarihinde iz bırakmış fay hatlarına da temas etmekten çekinmiyor. Âşıklarımız ne zaman ayrılsa ya da aralarına soğukluk girse kısa süre sonra bir şekilde birbirlerine koşuyor ve birleşiyorlar.

Bu açıdan koşu alegorisi, filmde kötülükten kaçma ve birleşme anlatısı için sıkça kullanılmış. Yine de FG gibi karakter merkezli bir film değil. Olayların ve yan karakterlerin katkıları oldukça fazla, çoğu zaman bu yan girdaplara kapılıp gidiyoruz.

70’lerin Anlamı Bizde Çok Farklı

Kurguda bu açıdan yer yer ufak kopukluklar olsa da bunun kasıtlı bir tercih olduğunu düşünüyorum. Zira genç âşıklar öyle farklı maceralara karışıyorlar ki iki gün aynı işi bile yapmıyorlar. Bu değişimleri de senarist ilan ederek değil bizim ayak uydurmamızı bekleyerek yapıyor. Çünkü o dönem zamanın ruhu bu. Sabit iş yok, uzun vadeli planlar yok, ilişkiler gecelik. Sokak ortasında gördüğün birini kıskançlık yapıp öpebileceğin, caddelerde reklam amaçlı bikini ile gezebileceğin, pin ball makinesiyle sapkın ilişkiler kurabileceğin, yarının ne getireceğini bilmediğin, esasen merak da etmediğin bir dönem resmediliyor. 

Kısaca olay örgüsü, karakterlerden daha ön planda.

Yine de biraz ergenlik aşkı, biraz eğlence ve bolca 70’ler izlemek isterseniz Licorice Pizza size göre.

İyi seyirler.

YORUMLAR YAZ