• ALTIN (TL/GR)
    1.019,10
    % 0,22
  • AMERIKAN DOLARI
    17,9580
    % 0,01
  • € EURO
    18,3159
    % 0,12
  • £ POUND
    21,6566
    % 0,03
  • ¥ YUAN
    2,6482
    % -0,03
  • РУБ RUBLE
    0,2963
    % 0,21
  • BITCOIN/TL
    421414,239
    % -2,18
  • BIST 100
    %

Krizler Kapışıyor: 2008 vs. 2020 ve Yatırım Araçlarına Etkileri

Krizler Kapışıyor: 2008 vs. 2020 ve Yatırım Araçlarına Etkileri

Covid-19’da Son Durum

Dünya çapında SARS-COV2 virüsünün sebep olduğu Covid-19 pandemi’si sebebiyle vaka sayısı 2,6 milyonu; hayatını kaybedenlerin sayısı ise 180 bini geçti. Yılbaşından Nisan başına kadar 1 milyona ulaşan vaka sayısı sadece 15 günde 2 milyonu aştı. 

Bugünkü yazımda, Covid-19 kaynaklı 2020 Krizi’ni yatırım araçlarına etkileri açısından 2008 Krizi ile karşılaştırmaya ve ortaya bir projeksiyon koymaya çalışacağım.

2008 Krizi

Kabaca, ABD’de insanların ev almak için çektiği mortgage isimli uzun vadeli kredilerden türetilmiş (derivative securities) varlıkların ikincil piyasalarda sorumsuzca satılması ve bu varlıkları değerlemede kullanılan yöntemlerde yolsuzluk yapılması sonucu oluşan balonun, bu balonu oluşturan, satan ve alanların suratına patlaması sonucu meydana gelmiş bir krizdi 2008’de yaşadığımız.

ABD hapşırınca hepimiz grip olduk. Ancak ders çıkardık mı, söylemek zor.

Bu süre zarfında şüphesiz en büyük ve etkili tepkiyi ABD Merkez Bankası (FED) gösterdi. Kesenin ağzını açtı ve Niceliksel Genişleme (QE) politikası ile emlak piyasasını yöneten bankalar ve finans kuruluşlarından gücünün yettiklerini (Bazı durumlarda canının istedikleri de denebilir) kurtardı.

Aşağıdaki tabloda kriz ve sonrası dönemde FED bilançosunun yatırım araçları üzerindeki etkileri yer alıyor.

    Tarih                     FED Bilançosu (Tri $)         Dolar/TL          Borsa İstanbul     Ons Altın $

30.06.2008                               0,9                              1,30                 33.748                    928

17.12.2008                               2,2                              1,60                  25.598                   852

14.12.2012                               2,8                              1,81                  77.309                  1691

26.11.2014                               4,4                              2,29                  83.836                  1181

7.11.2018                                 4,1                              5,62                 93.797                  1222

4.9.2019                                   3,7                              5,80                  99.829                  1546

15.04.2020                               6,3                              6,87                  95.895                  1716

İlk 6 Ay: FED’in bilançosu 2,5 kat büyüyor. Bu süre zarfında krizin Türkiye’deki etkileri de görülmeye başlıyor: TL’de kayıp yüzde 25’e yakın, o zamanki adıyla İMKB’de de kayıp yüzde 25. Görece az etkilendiğimiz ortada. Altın ise diğer varlık fiyatları ve endeksler gibi düşüş yaşamış.

4. Yıl: FED’in alım programları azalıyor, ilk şok atlatılıyor. Bilanço 2,8 trilyon. İlk şokun ardından gelişen ülke piyasalarına fon akışı başlıyor. Dolar bolluğu ile Dolar/TL sadece 1,81 iken İMKB 4 yılda 3’e katlıyor. Bu süreçte Türkiye’deki siyasi iklimi ve gelişmelerin yabancı yatırımcıya cazip geldiğini de hatırlatalım. (AB ile yapılan görüşmeler, anayasal düzenlemeler vb.) Bu süreçte güvenli liman altın da ikiye katlıyor.

6.Yıl: FED, kurtarma paketlerine yenilerini ekliyor ve bilanço 4,5 trilyon dolara çıkıyor, bir rekor. Dolar/TL’de kısıtlı yükselişler var, iki yılda 40 kuruş. Para artan güven duygusu ve risk iştahı ile altından borsalara akmaya başlıyor. Gram altının 80-90 TL olduğunu hatırlayanlar işte bu günleri hatırlıyor.

10.Yıl: FED artık benden bu kadar deyip bilanço küçültmeye ve küresel dolar miktarını azaltmaya başlıyor. TL, bolluğu iyi kullanamayan her ülkenin para birimi gibi sert değer kaybediyor. Borsalarda kısıtlı yükselişler altına yarıyor.

11.Yıl: FED bilanço küçültme konusunda sert adımlar atıyor. 3,7 trilyon dolara çekiyor. TL değer kaybediyor. Borsa yatay ama altın yine yükselişte çünkü FED’in çekilmesine piyasalar hazır değil ve korku dağları bürümüş.

12.Yıl: Sahneye Covid-19 çıkıyor ve herkes kahramanını arıyor. Kahramanın adı yine FED. Bilançoyu 2 hafta içinde 6,3 trilyon dolara çıkarıyor, sınırsız varlık alımı sözü veriyor. Yetkililer, çöp tahvil (junk bonds) hatta doğrudan hisse alımı bile yapacağını söylüyorlar. Çöken borsalar bir nebze toparlanıyor. Altın yine güvenli liman.

Kriz Sonrası Durum

Hikâyenin bundan sonrasını yazmayalım, yukarıda örneği var. Ancak hem küresel hem de Türkiye için farklı değişkenler var, neler mi?

2008 Krizi, finans sektörü kriziydi ve hâliyle finansal tedbirlerle çözülmeye çalışıldı. Ancak tedbirler yatırımcılarda kalıcı bir güven ve krizi arkada bıraktık hissiyatını yaratamadı. Tam bitti mi derken karşımıza bir sağlık krizi çıktı.

Hem görünmez hem de bulaşıcı; dahası kurtulmanın tek yolu insan yani tüketici hareketlerini sonlandırmak. Dolayısıyla şu an tanık olduğumuz finans piyasalarındaki etkilerinden sonra reel ekonomiye, yani ticaret hayatına, iş ve işverenlere ve firmalara gelecek.  Çin ve Almanya’dan gelmeye başlayan veriler manzaranın hiç iyi olmadığını ortaya koymaya başladı. ABD’de bir ayda işsiz kalan sayı 22 milyon. Tedbirler uygulandıkça veriler kötü gelmeye devam edecek. Tedbirler gevşerse de virüs yayılacak. Seçim zor.

Krizlere alışan piyasaların Covid-19’a tepkileri çok çabuk oldu. Küresel piyasalar Şubat sonundan itibaren satışa geçti ve 23 Mart günü dibi gördüler. Satışlar o kadar sertti ki yüzyılın en kötü günü olarak anıldı, piyasaların Büyük Buhran’ın (Great Depression) yaşandığı 1929 Krizi’nden bile kötü etkilendiği yazıldı. (Greater Depression, yani Daha Büyük Buhran deniyor)

23 Mart’tan sonra örneğin ABD endeksleri kayıplarının yüzde 50’sine yakınını geri aldılar. Bist100 81 binde 98 bine geldi. Ons altın ise önce hisse çöküşüne eşlik edip 1600’lü seviyelerden 1470’lere geldi, sonra sert yükseldi. Şu an 1726 dolar.

Ama iyiye gitmeyen bir gösterge var: Dolar/TL, dolar endeksi yatay olmasına rağmen 7 seviyesine yaklaştı ki kapanış bazında tarihî rekor. Yüksek kur demek; cari açık demek, yüksek enflasyon demek, aşırı borçluluk demek, milli gelirin düşmesi demek, daha bir sürü şey demek.

Sonuç

Jeopolitik açıdan Kıbrıs, Suriye, F-35, S-400, Halkbank gibi altta yatan nedenler var ve salgından sonra bu sorunlarla uğraşacağız.

Makro ekonomik açıdan yüksek işsizlik, yüksek DTH hesapları, beli kırılamayan enflasyon, kamu ve özel sektörün yüksek döviz borç stoku akla ilk gelen kırılganlık nedenleri.

FED, salgının etkilerini hafifletmek ve likidite ihtiyacını gidermek için bazı merkez bankalarına swap kanalı açtı; yani dolar verip yerel para birimi alacak ve faiz geliri elde edecek. TCMB ile böyle bir kanal açılmadı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü geçtiğimiz hafta IMF’ye yapılmış herhangi bir başvuru yapılmadığını ve böyle bir düşünce olmadığını beyan etti. Yani dışarıdan yardım yok.

Dolayısıyla krizden önce devam eden problemler ile Covid-19 krizinin yarattığı problemleri de ekleyince 2020 Krizi’nin küresel, bilhassa ulusal anlamda 2008 Krizi’ne göre çok daha sert ve uzun süreli gerçekleşeceğini tahmin ediyoruz.

YORUMLAR YAZ