• ALTIN (TL/GR)
    940,90
    % 1,17
  • AMERIKAN DOLARI
    15,8907
    % -0,34
  • € EURO
    16,8257
    % 0,74
  • £ POUND
    19,8936
    % 0,99
  • ¥ YUAN
    2,3654
    % 0,17
  • РУБ RUBLE
    0,2571
    % 2,25
  • BITCOIN/TL
    469254,127
    % -0,18
  • BIST 100
    %

Dolar, Zamlar ve Borsa İstanbul-22 Ekim 2021

Dolar, Zamlar ve Borsa İstanbul-22 Ekim 2021

Giriş

Uzun zamandan beri borsa ve hisselerle yatıp kalkıyoruz.

Son dönemde bir de araya kripto paralar girdi.

Gecemiz gündüzümüz grafik oldu.

Türlü türlü indikatörlerle boyanmış grafikleri hesabımı veya sitemizi takip eden herkes biliyor; muhtemelen bir şeyler de kazanıyor.

Ancak bir süredir bilhassa Borsa İstanbul’da kalıcı bir kazanç elde edemiyoruz.

Birçok kıdemli trader ve analist sosyal medya hesaplarından borsanın anlamsız hareketler yaptığını ve küçük yatırımcının çok mağdur olduğunu defaten ifade ediyorlar.

Bu yazıda kısa bir değerlendirme ile bu soruya cevap arayacağım.

Nedenler

Tarihsel olarak Borsa İstanbul yabancı desteği ile önemli kazanımlar elde etmiş ve bugünkü yerini yabancı-sıcak paraya borçlu bir endeks.

Ancak herkesin bildiği sebeplerden şu an yabancı takas oranı tarihî dip seviyelerde. (%40’ın altındayız)

Bu durumun dolaylı bir sonucu olarak endeksteki işlem hacmi 10-15 milyar TL seviyelerini aylardır geçemiyor. Oysa yıl başı döneminde bu rakam 30-35 aralığında idi.

En önemli eksiklerden biri de olumlu haber akışı yok. Ülke olarak siyasi ve ekonomik gündemden öyle sıkıldık ki sanırım bu maddeyi açıklamam gerekmiyor.

Dahası başta enflasyon ve işsizlik olmak üzere yüksek özel sektör borçluluğu ve bütçe açığı gibi çok büyük sorunlar var karşımızda. Bu sorunların herhangi biri bile bir ülkenin makro ekonomik düzenini sarsmaya yeter.

Hepsi birden birleşince para biriminiz bir ayda %15 değer kaybediyor ve siz seyrediyorsunuz.

Neden seyrediyoruz?

Çünkü, 1- Daha önce müdahale ettik de ne oldu? 2- Ne ile müdahale edeceğiz? Eksi rezervle mi? Daha sonra tekrar çıksın diye mi?

Maalesef bu saydıklarımın tamamı dolaylı nedenler ya da daha altta yatan büyük sorunların piyasalara yansımaları.

En temelde yatan sorun ise doğrudan ekonomi ile ilgili değil, ülkenin genel durumuyla daha yakından alakalı.

Kervan yolda düzülür mantığı ile hareket etmek, sorunlarla yüzleşmek yerine ertelemek, geçici ve işimize gelen durumlardan faydalanmak ama şartlar değişince uyum sağlamak yerine kendimizden başka herkes suçlamak.

A’dan z’ye her konuya böyle yaklaştığınızda ve bu yöntem bir yönetim biçimi halini aldığında eldeki sorunlarla uğraşmaktan kök sorunlara inemezsiniz.

Dolayısıyla her gün gazetelerde zam haberleri, işsizlik haberleri, artan kira haberleri, domatesin kilosu 10 lira oldu, i phone 15 bin lira oldu haberleri okursunuz.

Tıpkı mazota ve benzine yapılan zamlar gibi: Yakıta zam yaptığınızda iki temel sonuç elde edersiniz.

Birincisi ulaşım maliyetlerini arttırdığınız için tüm mal ve hizmetlerin fiyatı artar, yani dolaylı olarak zamlanır. İkincisi hayatın kaynağı diyebileceğimiz elektriği üretmek için dünyada büyük miktarda doğal gaz ve petrol türevleri (%70) kullanılıyor. Enerji maliyetlerindeki küresel ya da ulusal her türlü fiyat artışı elektrikle çalışan tüm sahalarda fiyat artışına neden olur.

Kısaca benzine veya mazota zam haberinden 3 gün sonra domates fiyatı neden arttı ya da elektriğe neden zaman geldi demeniz pek bir şey ifade etmiyor.

Üstüne bir de bir sürü nedenle para biriminiz değer kaybederse ve küresel emtia fiyatları rekorlara koşarsa…

Devlet Ne Yapsın?

Devlet kelimesi, Arapça bir kelime. Dvl kökünden gelir. Bir anlamı şans, baht’tır. Ama daha çok döndürmek, çevirmek anlamında kullanılır; tedavül de aynı kökten türemiştir.

Devlet esasen dönen çarkların bir birleşimidir. Parayı, insanları, kendisine tevdi edilen işleri döndürür, çevirir, sonuca ulaştırır.

Sıkıştığı zaman da yine vatandaşa döner ve para ister. Siz zam diye okuyun.

Borsa İstanbul

Bu kara tabloda borsa ne yapsın?

Makro ekonomik verileri son 4 yıldır süratle kötüleşen, kronik problemlerine çare bulamayan, uluslararası itibarı darbe almış, dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasındaki yerini kaybeden, dev bankalar tarafından para aklama endişeleri nedeniyle gri listeye alınması haberleştirilen bir ülkenin borsasının bırakın zirve yapması, yükselmesi beklenir mi?

Sosyal medyada birçok uzmanın paylaşımlarına bakın: Çoğu iktisadi veri bakımından kendi kategorimizdeki ülkeler arasında sadece Arjantin ve Venezuela’dan iyiyiz. Venezuela şu 8 kg. para ile tuvalet kâğıdı aldıkları yer, Arjantin de 7 kere temerrüde düşmüş ve IMF anlaşması ile kuyruğu doğrultmaya çalışan bir ülke.

Aynı kategoride sayıldığımız Polonya, Güney Afrika, Brezilya gibi devletler arayı açıyor.

Kısa vadeli özel sektör borcunun 170 milyar dolar olduğu bir ortamda şirketler bilançolarını düzeltip kâr edebilirler mi?

CDS primi 450 bp üstünde seyrederken ucuz dış borç bulunabilir mi? Kur rekor üstüne rekor kırarken bütün firmalar defterlerine kur zararı yazmayacaklar mı? Maliyetleri, giderleri artmayacak mı?

Ama bu şirketlerin hisseleri yükselecek, öyle mi?

Kısa vadeli dalgalanmalar olabilir, birkaç fon çok çok ucuz kalmış Bist 30 hisselerine dönemsel girişler yapabilir ya da patronlarla anlaşmalı spekülatif gruplar belli hisselerde akla zarar işlemler yapabilir; ancak endekste istikrarlı, sağlıklı ve rahat uyku uyumamızı sağlayacak bir yükseliş fikrine mevcut durumda mesafeliyim.

Bu fikrim yeni değil; yazılarımı düzenli takip edenler 1 yıldır bu fikirde olduğumu bilirler.

Dolar güçleniyor, dolar endeksi 94’e geldi, enflasyon endişeleri ile değerli metaller başta olmak üzere kereste, kakao, çimento, demir, pamuk, doğal gaz, petrol fiyatları rekor kırıyor.

Makro ekonomik veriler ile sermaye piyasaları her zaman korele hareket etmez diyenler olacaktır, katılıyorum.

Ancak 2017’den beri küresel ve yurt içindeki gelişmelere bakınca sermaye piyasalarının gün yüzü gördüğüne şahit olmadım.

Rasyonel karar destek mekanizmaları kurulmadan bu durumun değişeceğine dair umudum yok.

YORUMLAR YAZ