• ALTIN (TL/GR)
    486,78
    % 0,20
  • AMERIKAN DOLARI
    7,9701
    % 0,37
  • € EURO
    9,4633
    % 0,61
  • £ POUND
    10,4074
    % -0,06
  • ¥ YUAN
    1,1897
    % 0,13
  • РУБ RUBLE
    0,1039
    % 0,21
  • BITCOIN
    102966,750
    % -0,08
  • BIST 100
    1.190,63
    % -0,64

Dolar ve Euro’da Olası Senaryolar-21 Eylül 2020

Dolar ve Euro’da Olası Senaryolar-21 Eylül 2020

Geçtiğimiz hafta Dolar/TL ve Euro/TL cephesinde dikkat çeken hareketler görülüyor. Bu hareketin kalıcı olup olmayacağı ise merak konusu. Gelişmelere birlikte göz atalım.

Mevcut Durum

Yukarıdaki grafikte 10 Eylül’den 18 Eylül piyasa kapanışına kadar Dolar ve Euro’nun TL karşısındaki performanslarını görüyoruz.

Ağustos başında 6,80’lerden sert hareketle 7,37’ye kadar gelen sonrasında geri çekilen ve yaklaşık bir aydır 7,40 altında seyreden Dolar/TL (hakeza Euro/TL) açısından özellikle son 2 içinde görülen sert yükseliş dikkat çekici. Güncel seviyeler Dolar için 7,56; Euro için 8,95. Bloomberg kaynaklarına göre kamu bankaları Perşembe günü yaklaşık 500 milyon dolar satarak TL’yi desteklemeye çalıştı. Ancak sonuç ortada.

Pandemi piyasaları vurduğunda 103’lü seviyelerde gezen Dolar endeksi, geçtiğimiz hafta yine diplerden döndü. Güncel seviye 92,95. Buna rağmen Dolar/TL sert yükseliş görülüyor. Bu da kur hareketinin iç dinamiklere bağlı olduğu konusunda fikir veriyor.

Etki Eden Gelişmeler

Yurt Dışı Gündem

ABD’de günlük vaka sayılarının artmaya devam ettiği, Avrupa’da ikinci dalganın başladığı haberleri manşetlerde yerini alırken belirsizlik ve volatilite gündemin birinci maddesi. Virüs etkisini arttırırken reel ekonomi ile piyasalar arasındaki uçurum da derinleşmeye devam ediyor. Bu makasın eninde sonunda kapanacağını dile getiren uzmanların sesi son dönemde daha çok çıkıyor. Dolar endeksini küresel olarak en çok baskılayan faktör kanaatimizce küresel sisli ortam.

Yaklaşan ABD seçimleri ile Demokratlar her ne kadar gidici görse de Trump gerçeği ve ayrıştırıcı/sert politikaları Dolar endeksini olumsuz etkileyen bir başka faktör.

Özellikle TikTok’un ABD’li bir firmaya satılması konusunda Trump’ın ifadeleri ve satışa ilişkin miat vermesi, topa önce Microsoft’un girmesi, anlaşma sağlanamaması üzerine farklı şirketlerin pazarlığa dahil olması ve son olarak 18 Eylül’de ABD’de platformlar üzerinden TikTok indirmesine engel getirilmesi serbest piyasanın mabedi olarak görülen ABD’de hayal bile edilemeyecek uygulamalar. Seçimlere 50 günden az kala Trump büyük bir kumar oynuyor. 

FED Başkanı Powell’ın son dönemde yaptığı en gerçekçi konuşmalardan birine geçen hafta şahit olduk. Piyasaların duymak istediklerini sıralamakta rakip tanımayan Powell bu sefer farklı bir ton kullandı ve temkinli olunmasına, atılan taşın ürkütülen kurbağaya değmeyeceğine değindi, taş atarken daha dikkatli olunması gerektiği mesajları verdi. Bu açıklamadan sonra küresel varlıklar yer çekimsiz ortamda asılı vaziyette.

4 ay önce 103 seviyesinde olan Dolar endeksi; yukarıda belirtilen nedenler yanı sıra artan vaka sayıları, ABD’de polisin ırkçı davranışlarına yönelik protestoların hâlen devam etmesi, yaklaşan başkanlık seçimlerinin yarattığı gerginlik ile 92 seviyesine takılıp kaldı.

Çin ve AB’ye uygulanan tarifelerin arttırılması, Huawei’nin 5G sektöründen dışlanması gibi buzlukta bekleyen sorunlara burada değinmiyoruz bile.

Başkan Trump’ın anketlerde 17 Eylül itibarıyla 6-7 puan geride seyrettiğini not edelim.

Tüm bu etmenleri alt alta koyduğumuzda, Dolar endeksi için en azından Kasım ayına kadar sarsıntılı bir dönem olacağını söyleyebiliriz.

Yurt İçi Gelişmeler

Dolar, bu kadar olumsuz haber akışına rağmen yurt içi piyasalarda neden rekorlar kırıyor? Aslında cevap basit: Yükselen Dolar değil, düşen TL. 

Grafikte 2020 Mayıs’ından beri Kanada Doları, Güney Afrika Randı, Kuveyt Dinarı, hatta batık ilan edilen Arjantin’in para birimi pezonun (turuncu), TL karşısında performanslarını görüyorsunuz. İyi/kötü tüm ülke para birimleri karşısında değer kaybetmiş bir TL var karşımızda.

Etki eden nedenlere gelelim.

Taze gelişmelerden biri, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in 11 Eylül’de Türkiye’nin kredi notunu B1’den B2’ye düşürmesi. Türkiye’nin notu, tarihinin en düşük seviyesine gerilerken, ‘yatırım yapılabilir’ seviyenin de 5 kademe altına indi. Ardından “Ülkede bulunan banka/kuruluşların notu, ülke notundan yüksek olamaz.” kuralından hareketle 13 Türk bankasının kredi notunu düşürdü.

Merkez Bankası (MB) tarafından Temmuz 2020 dönemine ait özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu gelişmeleri 16 Eylül’de yayımlandı. Bir yıl içindeki ana para ödemesi 41 milyar dolar. Kısa vadeli borç ise 16,8 milyar dolar. Temmuz sonu itibarıyla, özel sektörün yurt dışından sağladığı kredi borcu 162,2 milyar ABD doları. Bu borcun %62,8’i ABD doları, %34’ü Euro, %2,5’i Türk lirası ve %0,7’si ise diğer döviz cinslerinden. Borcun %43,7’si finansal kuruluşlara ait. 

Türkiye’nin yurt dışı varlıkları ile yurt dışına olan yükümlülüklerinin farkı olarak tanımlanan net uluslararası yatırım poziyonu (UYP) açığı, Temmuz sonunda 378,9 milyar dolara yükseldi.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) açıkladığı son verilere göre kamu mevduat bankalarının döviz cinsi varlıkları ve yükümlülükleri arasındaki fark 7 Ağustos itibarıyla 12,19 milyar dolar oldu. Buna göre net döviz açığı %39,1 ile %20’lik yasal sınırın çok üzerinde.

MB rezervlerine bakarsak; bir önceki hafta net döviz rezervi 18,6 milyar dolardı.(4 Eylül ) Bu hafta açıklanan son veriye göre Merkez Bankası Net Döviz Rezervi 20,3 milyar dolara yükselmiş. (MB’ye ait grafik ve rakamlar: Yusuf Yüksel) Son 2 yılda eriyen MB rezervlerinin miktarı ise Uğur Gürses’in hesabına göre 100 milyar doların üzerinde.

Buraya kadar ortaya konan iç nedenlerin tamamı ekonomi politikalarındaki uygulamaların sonucu. Bu uygulamaların altında yatan yani yönetimi zor bu tip zor, bazılarına göre yanlış kararlar vermeye iten nedenlere gelecek olursak kanaatimizce temel sebep döviz bolluğu yaşanan ekonomik kriz sonrası (2013-2017) dönemin iyi değerlendirilmemesi ve ekonomik koşullar sıkılaşırken gerek ekonomik gerek siyasi alanlarda verilen yanlış kararlar.

Bunlardan aklımıza ilk etapta gelenleri şöyle bir sıralayacak olursak; bu aralar İdlib özelinde gündeme gelmeye başlayan Suriye meselesi, Libya’da Türkiye’nin en büyük ekonomik ortağı AB ile karşı cephelerde yer alması, Doğu Akdeniz’de Yunanistan ile karşılıklı sert güç unsurlarının kullanımı sonucu artan ve devam eden gerginlik, bu gerginliğin AB ile kronik bir soruna evrilme olasılığı, şimdilik rafa kaldırılmış S-400, F-35 belirsizliği, Covid-19 pandemisi nedeniyle vaka sayılarının tekrar yükselişe geçmesi ve okulların açılması durumunda salgının süratlenerek makroekonomik verilerde yarattığı tahribatın artması olasılığı başlıkları var. Zira genç işsizliğin %40’lara geldiği, rekor düşüş yaşayan talebe rağmen kur şoku ve kredi kampanyaları ile düşmeyen enflasyon gibi kronik problemler zaten masada yerlerini almış.

Bu ara özellikle yabancı basında yer alan önemli gelişmelerden biri de Türkiye’de pandemi sebebiyle elde edilen gelirlerde, yani vergi tahsilatlarında büyük düşüş yaşanması sonucu ortaya çıkabilecek ödemeler dengesi sorunu. Her ne kadar yükselen kur ile dış ticaret açığı bir nebze kapanacak olsa da turizm gelirlerinin düşmesi ve vergi gelirlerindeki düşüşü kompense edecek kadar büyük bir artıştan söz etmek zor.

Sonuç

Küresel anlamda zayıflamış ve kriz etkileri azalana kadar bu durumun devam etmesi muhtemel bir dolar. Türkiye’nin yakın coğrafyada farklı konularda karşı karşıya geldiği en büyük ticaret ortağı AB (Euro). Ve bu iki para birimine başta finansal kuruluşlar olmak üzere çarkın dönmesi için sürekli artan ihtiyaç. Üstüne bozulmaya devam eden makroekonomik veriler.

Bu açıdan baktığımızda, mevcut koşullar sabit kalmak şartıyla Dolar ve Euro’da yukarı yönlü trendin devam edeceğini söylemek için kâhin olmaya gerek yok. Bu trendin her türlü mal ve hizmetin fiyatlarında meydana getireceği artış ise tüm ülkede hissedilecek.